Wednesday, December 23, 2015

İlişki Bittikten Sonra Arkadaş Kalmamak İçin 7 Sebep

İlişkilerin bitmeyen sorunudur 'ayrılmak ama dost kalmak'. İsviçreli bilimadamları bu konuda araştırma yapmış mıdır bilmem; ama onları bu ağır yükten kurtaracak bazı yönlendirmelerde bulunabilirim. Bir ilişki bittikten sonra iletişimi devam ettirmek hatta görüşmek, düne kadar aynı evi, aynı yatağı yahut hayatı paylaştığın insanı 'arkadaş' gibi görmeyi, ona bakışını bir anda nötrleştirmeyi, ona karşı hissizleştirmeyi gerektirir -ki zaten söz konusu ciddi bir ilişkiyse, insan beyninde henüz bir 'turn off' düğmesi keşfedilmediği için bu çok zordur. Bu yüzden 'ayrıldık ama hala arkadaşız' koca bir yalandır, aslında 'Sevişecek yeni birisini bulana kadar takılıyoruz' gibi bir alt metin içermektedir. Eğer amaç o kişiyi hayatından tastamam çıkarmaksa yapılacaklar bellidir.

Şöyle ki:
1) Aman Facebook'tan silmiyim; yoksa ezik görünürüm.
Bu efsane, ayrıldıktan sonra kontrolü elden bırakmak istemeyen hasis ruhlu sevgililerin hurafesidir. Ayrıldıktan sonra tüm sosyal medya hesaplarından silmek eziklik değil; bilakis güç ve irade göstergesidir. 'Seni hayatımın her alanından siliyorum' mesajı içerir. Kimisi bunu 'Silersen çok önemsediğini göstermiş olursun' diye yorumlasa da düne kadar 'hayatınızın anlamı' ilan ettiğiniz kişiyi 'önemsiyor' görünmenin yanlış olduğunu kimse iddia edemez. Ayrıca ona ne sizin hayatınıza yeni katacağınız insanlardan, paylaşacağınız videolardan yahut yazacağınız yorumlardan? Bitti mi? Bitti. Eee?

2) Bu tweeti bana mı attı şimdi?
Sosyal medyadan takibe devam edilirse karşılaşılması muhtemel en büyük sorun, yazılan her şeyin tarafları üzerine alması olacaktır. Acaba bu tweetle bana mesaj mı vermeye çalıştı? Bana laf mı sokuyor? Şarkı paylaşmış, kesin kalbi yumuşamıştır dur şunu bi yokliyim... gibi sonu gelmeyen safsatalar beyni esir alır, bu da yersiz tartışmaları beraberinde getirir.

3) Taksim'e gitmiş... Acaba yanında kim var?
Hanımlar beyler, ayrıldığınız kişinin nereye gittiği, kimle gittiği sizi neden bu kadar ilgilendiriyor hala? Amacınız bu ilişkiyi ciddi anlamda bitirmek mi, yoksa 'istemem yan cebime koy'culuk oynayıp karşı tarafı çıldırtmak mı? Hmm, yoksa bu da minik oyunlarınızdan birisi mi? İlişkiyi düzgün yönetemediniz, bari ayrılığı düzgün yönetin.

4) Fotoğrafta onun beline sarılan kim?
Belki bir iş yemeği, belki arkadaş buluşması belki de yeni hoşlanmaya başladığınız birisiyle bir fotoğraf çektirdiniz ve koydunuz Instagram'a. Yaklaşık 45 saniye içinde 'Kim o yanındaki???' içerikli bir mesaj almanız çok muhtemeldir. O yüzden n'apıyoruz, eski sevgiliyi Instagram'dan da siliyoruz, tıpkı diğer yüzlerce kanaldan sildiğimiz gibi. Biliyorum çok zor, 'Kim uğraşıcak şimdi' diyorsunuz ama.. Öteki türlü uğraştığınız şeyler daha da artıyor. Gece yarısı belki de yeni ilişkiye başladığınız birisinin yanında eski sevgilinize hesap vermek yahut onunla tartışmak zorunda kalabilirsiniz ki bu her iki tarafın da tadını kaçırabilir.

5) Seni merak ettim, bi sesini duymak istiyorum.
Bunlar hep Amerika'nın oyunu. Bu cümleyle başlayan konuşmaların %96'sı 'Neden ayrıldık? Sen şöyle yapmasaydın bunlar olmazdı. Ben bunu demeseydin şöyle olurdu' gibi birbirini suçlayıcı, sonrasında da hakarete varan cümlelerle sonlanır. İstatistiği neremden mi uydurdum? Hah.

6) Tanıştırayım, sevgilim; bu da eski sevgilim.
Eski sevgilinizle iletişimde kalmak, hatta daha da ileri gidip görüşmeye devam etmekteki amaç nedir? Yarın bigün yeni ilişkiniz hakkında dertleşmek mi? Tüyo almak mı? Aynı yatağı paylaştığınız bir insana gün gelip duygusuzca tokalaşıp 'Selaam, nabeeer? İyidir valla, nossun' diyecek kadar kereste misiniz arkadaşlar? Yoksa 'Ya senle gittiğimiz güzel manzaralı bi kafe vardı, neydi oranın adresi bi atsana whatsapptan' demek için mi kenarda hazır bulunduruyorsunuz eskileri?

7) Demek bi başkasıyla görüşüyorsun he...
Eski ilişikinizle iletişiminizi devam ettirmek sizi farkında olmadığınız bir döngünün içine sokar, ister istemez ona karşı bir sorumluluk hissedersiniz. Hayatınıza girecek yeni insanlara karşı özgürlüğünüzü ve özgünlüğünüzü kaybedersiniz. Bir tweet atacaksanız 'aman yanlış anlamasın' der silersiniz. Bir müzik paylaşacaksanız 'Anısı var' deyip vazgeçersiniz. İçinizden geldiği gibi değil; farkında olmadan o kişinin istediği gibi davranmaya devam edersiniz.

Biten ilişki ne kadar yoğun yaşanmış olursa olsun, artık 'bitmiş'tir. Nasıl ki biten bir kitabı yanında taşımaz insan; ama çöpe de atmaz, kitaplığında kıymetli bir köşeye koyar okunmuş diğer tüm kitaplar gibi, aynı öyle davranmalı biten ilişkiye de. Ne bir ilişki bittiği için taraflar tü kaka olmalı, ne de 'Aman şimdi pat diye ayrılmıyım, çok üzülür' mantığıyla yavaş yavaş ayrılmalı. Net olmalı. Bir şey ya vardır, ya da yoktur. Ve geride bırakıp yola devam etmesini bilmeli. 

Thursday, December 17, 2015

Kadınların İlişkide Yaptığı En Korkunç 8 Hata

Gün geçmiyor ki bir takipçim yaşadığı ilişkisiyle ilgili sıkıntıları mesaj kutuma düşürmesin. İnanın bi yerden sonra elimi ekrandan uzatıp, gırtlağından sıkıp 'Mal mısın ulan!' diye diye kendine getirene kadar sarsmak istiyorum; ama bunun bile fayda getireceğinden kuşkuluyum. 

Haddim olmayarak, bana atılan mesajlardan derlediğim ve hanımefendilerin ilişkiler esnasında sıklıkla düştüğü hataları sizlere arzetmek isterim. Umulur ki flört kariyerinin henüz başında olanlar okuyup ibret alır ve taptaze, masmavi ilişkiler yaşarlar, zebil ziyân olmazlar. 

1) En sıklıkla rastladığım hata, Facebook, Twitter, Instagram ve e-mail şifrelerinin erkeğe teslim edilmesi. Hanımlar, karşınızdaki Nick Bateman da olsa, kimseye özelinize müdahale ettirmemelisiniz. Bırakın sevgililiği, evlenseniz dahi sizin bir kendinize ait özel alanınız olduğunu unutmayın. Eğer karşınızdaki kişi sizi ayrılmakla tehdit ediyorsa bırakın gitsin. Size güvenmeyen bir insanın sizin hayatınızda işi yok. Kendinize olan saygınızı yitirdikten sonra kaybedeceğiniz başka bir şey kalmadığını farkettiğinizde inanın çok geç olacak. 

2) Hanımefendi hesabını baştan sonra erkeğin imgeleriyle donatıyor. Bio'da ilişki başlangıç tarihi, altta ikisinin baş harflerinden müteşekkil bir imza, kuvvetle muhtemel erkekle yanak yanağa çekilmiş bir profil fotoğrafı... Buraya kadar iyi, hoş. Ulan erkeğin hesabına bakıyorum, sanki Gabriel Garcia Marquez'in '100 Yıllık Yalnızlık'ını oynuyor. Öylesine kızdan eser yok. Öylesine çaresiz ve yapayalnız. Kızımız sorduğunda ise ya 'Eş dost akrabalar görürse sorun çıkar' oluyor, ya da 'Ben sana sevgimi bunlarla mı göstericem' deyip sıyrılıyor. Bizim minnoş da 'Peki o zaman ben neden hesabımı seninle donatıyorum' sorgusundan uzak. Henüz gelişim evresine ulaşamamış. 

3) Hayatında babasının bile kendisine saymadığı lafları sayan erkeği alttan alan, onlara müsamaha gösteren karaktersiz kızlarımız. Anası babası o sözleri söylese evi terkedecek olan kızlar, elin adamına sayısız kere hoşgörü gösterip tavizler veriyor. Sonucu tahmin ediyorsunuz. Götüne tekmeyi yiyip ortada kaldığında incinen onuru, örselenen gururu ve tamir edilmesi zor bir özgüven zedelenmesi ile hanımkızımız depresyona merhaba diyor. 

4) Hayatınıza alacağınız hiçkimse sizden kıymetli değil. Canınızı sıktığı, ruhunuzu bunalttığı, kişiliğinize dokunduğu anda dur demesini, başka bi tabirle siktir çekmesini öğrenmeniz lazım. Uçak bile düşerken oksijen maskesini ilk siz takar, sonra yanınızdakine takarsınız. Önce can geliyor. Verdiğiniz tavizlerin bi süre sonra enayilik olarak size geri döneceğine ben garanti veriyorum. 

5) Bir takipçim, terkedildiği sevgilisini anlatırken 'Geçmişte beni birkaç kere aldattı, geldi kapımda yattı, ben de kıyamadım affettim' ifadesini kullanmıştı. Aslında olayın cevabı içinde gizli. Sizi hiçe sayan insanı siz hiçe saymayıp üstüne bir de onu hayatınıza yeniden dahil , yiyeceğiniz boku kendi ellerinizle hazırlıyorsunuz demektir. Bunun bir de 'Geçmişte bikaç kere beni dövmüştü. Çok dil döktü, özürler diledi. Affettim' versiyonu var ki terkedilirken çocuk son bi veda dayağı atmayı ihmal etmemiş. E şimdi siz bu kadar karaktersiz ve onursuz olursanız başınıza gelenlerden ötürü ne şikayet etme hakkınız olur, ne de anlattığınızda insanlardan teskin edici şeyler duymayı bekleyebilirsiniz. Azıcık mantık. Azıcık onur. Azıcık gurur. Allah rızası için. 

6) Denk olmayan sevgili seçimi: Kim ne derse desin, bu ülkede ilişkilerde yerleşik bir ataerkil düzen var. Bu kötü bir şey mi? Her zaman değil. Ama seçtiğiniz erkek sosyo-ekonomik olarak, zeka bakımından yahut yetiştirildiği aile değerleri bakımından size denk değilse, bu adam o dengesizliği ya psikolojik baskıyla dengeler, yahut şiddetle. Gördüğüm ve duyduğum çoğu bu tip dengesizlikte erkek kendisinden daha üstün olan kadını hazmedemediği için başka şekillerde baskı altına almaya ve altta kalan egosunu o şekilde teskin etmeye çalışır. Birlikte olmak istediğiniz erkeği iyi tahlil edin. Kendinize denk olmadığını düşündüğünüz bir erkeğe tahammül etmek zorunda değilsiniz. 

7) Ciddi bir ilişki düşündüğünüz erkeğin ailesini gözardı edemezsiniz. İlişkinin ciddiye dönmesi durumunda duruma aileler de müdahale edeceğinden nasıl bir ailede büyüdüğü ve nasıl bir ahlakla yetiştirildiği ciddi derecede önemli. Babasının her akşam eve alkollu gelip annesini dövdüğü bir erkek muhtemelen rol model olarak öyle bir babayı benimsemiştir. Ya da en hafif ifadeyle, babanın eşini dövmesini bir hak yahut normal bir durum gibi görebilir. Elbette istisnaları vardır. Tüm bu şekilde büyüyen kişileri itham etmek doğru olmaz. Ama sanırım böyle önemli bir mevzuda zat atmak, risk almak da o derece doğru olmayacaktır. 

8) Bekaret takıntılı erkekler. En sık şikayet edilen ve en iğrendirici hususlardan birisi bu belki de. İlişkinin başında sizle bu muhabbeti yapan erkekten uzak durun. Kimsenin sizi bu sebepten ötürü rencide etmesine izin vermeyin. Bir kadın olarak siz bir zardan fazlasısınız. Kimsenin size bir zar kadar değer vermesine müsade etmeyin. Hele ki bir erkek karşınıza bunu sorun olarak çıkartırsa ne utanın ne de bir dakika daha orada kalın. Kendisi sayısız kadınla olmuş bir erkeğin bâkire birsini istemeye hakkı yok. Hoş, öyle bile olsa bir kadını zarına göre değrlendirmemeli bir erkek. Bu noktada erkeklerin de azıcık uyanık olmsı gerekiyor. Teknoloji ilerledi ve zar dikimi denen bir şey var. Hem de 2000 TL'ye eskisinden sağlam dikiyorlar :) Kaldı ki görüntüde 'bakire' olsa bile bu senden once kimseyle çırılçıplak bir yatağa girip solukusuzca sevişmediği anlamına gelmiyor. Sığ olmaya gerek yok. İlla gerdek gecesi kan görmekse mesele, ya da erkeğin aile büyükleri ertesi sabah kanlı bi çarşaf görmeden rahat etmeyecekse, beyefendinin çükünden bi parça kesip o kanı elde edebilirsiniz. Kısasa kısas. 

Listeyi uzatmak mümkün; ama sıkça karşıma çıkan durumları derlediğimde bu şekilde özetleyebilirim genel tabloyu.
Kısaca, ilişki yaşamak bir tarafın diğer taraf üzerinde tahakküm kurması değildir. Size, kişiliğinize ve daha da önemlisi kadınlık onurunuza zarar gelmemesini sağlamak başta sizin göreviniz. O saygı yitip gittikten sonra dikiş tutturmak pek de mümkün olmayacaktır.